29 Temmuz 2009 Çarşamba

transfer dünyası

peter crouch tottenham hotspur'da


ivan ergiç, tomas zapotocny, hüseyin çimşir

fernando morientes olympique marseille'de

yapma yiğidim

fazla bir şey anlatmaya gerek yok. umudumuzun olduğu bir maça çıktık ama sivasspor'umuz adeta kilitlendi. ne hücum yapabildi, ne de savunma. sonuçta 5 gol gördük kalemizde.
bunların hepsi birer tecrübe, gerçekten acı bir tecrübe ama böyle düşünmek lazım. bu devirde çıkıp anderlecht gibi bir takımı deplasmanda yenmeniz zor. avrupa başka bir arena sonuçta ve oranın ağırlığıda süper ligden bambaşka. o yüzden futbolcuların sahada attığı her adım gelecek için tecrübe oluşuturuyor. bakın galatasaray'ın 2000 macerasına kadar olan dönemi, bakın fenerbahçe'nin çeyrek finaline. kadrodaki oyuncular zaman zaman hezimetler görmüş, öne geçip maçları kaybetmiş, bazı maçları baştan sona mahkum oynamış oyunculardı. bu maçlarda onlara tecrübe olarak geri döndü ve bir yerde başlayan galibiyetlerin ardı arkası kesilmedi daha sonra. daha toysun yiğidom olur böyle kazalar. olacak yiğidom, sabreyle emi.

tur artık mucizelere kaldı ama en azından galibiyetle kapatalım avrupa defterini; güzel olur. umuyoruz öyle olacak ve bir galibiyet daha yazacağız sivas'ın avrupa karnesine.


maçın fotoğrafı:


fotoğraflar: sporx.com

28 Temmuz 2009 Salı

işlem tamam

???schalke 04???


bugün bazı haber sitelerinde görmüşsünüzdür. schalke'nin marşında hz. muhammed ile ilgili bir bölüm var. aşağıda marşın almancası ve türkçesi mevcut bakabilirsiniz. ne alaka anlamış değilim.biraz uçuk ama; o zamanlar ülkelerine akın etmiş olan müslüman türk'lerin ilgisini çekmek için yapılmış olabilir diye bir an düşündüm ve çok saçma oldu gibi. hayır bide bu marş 1963 yılında yazılmış, yani 46 yıldır schalke'lilerin dilinde. her maç önceside söyleniyormuş. hiç yadırganmamış heralde. yada çoğunluğa uygun gelmiş. ilahi boyutlara taşınması belkide shalke'lilerin gururnu okşamıştır. hani; bak bir peygamber bile sevmiş bu renkleri, o zaman çok yaşa schalke!!! diye coşabilecekleri bir görüntü oluştu kafamda. şöyle birşeyde var; yıllardır neden haber yapılmadı bu durum? yani ben ilk defa rastladım böyle bir habere. çok ama çok ilginç...

türkçesi:

Mavi ve Beyaz, seni nasıl seviyorum

Mavi ve Beyaz, beni terketme

Mavi ve Beyaz yalnız gökyüzüdür

Mavi ve Beyaz bizim futbolun süsüdür

Bir Krallığımız olsaydı

Schalkelilerin aynısı gibi yapardık

Bütün genç ve güzel kızlar

Meçburdurlar hepsi, Mavi ve Beyaz`la dolaşmaya

Hz. Muhammed bir Peygamber`di

Futbol oyunundan haberi yoktu

Buna rağmen bütün o ihtişamlı renklerden

Kendisi icin Mavi ve Beyaz`ı seçti

Gecede bin ateş

Bize bu büyük şans getirdi

Bin arkadaş, beraber ayakta dururlarsa

FC schalke hiçbir zaman batmaz


almancası:

Blau und Weiß, wie lieb ich Dich

Blau und Weiß, verlass mich nicht

Blau und Weiß ist ja der Himmel nur

Blau und Weiß ist unsere Fußballgarnitur

Hätten wir ein Königreich

Machten wir es den Schalkern gleich

Alle Mädchen, die so jung und schön

Müssten alle Blau und Weiß spazieren gehn

Mohammed war ein Prophet

Der vom Fußballspielen nichts versteht

Doch aus all der schönen Farbenpracht

Hat er sich das Blau und Weiße ausgedacht

Tausend Feuer in der Nacht

Haben uns das große Glück gebracht

Tausend Freunde, die zusammenstehn

Dann wird der FC Schalke niemals untergehn.




kaynak: ben sporx'ten onlarda dha'dan almışlar.

cimbom sarı kırmızı moruyla!

evet, galatasaray'da formalarını tanıttı dün gece. sarı kırmızı parçalı, beyaz ve mor bir formayla ter dökecek aslanlar bu sezon. mor forma hakikaten ilginç olmuş. bildiğin mor yahu, alışmakta zorluk çekeceğiz gibi ama bu formayla kazanılacak zaferler, onu daimi forma haline getirebilir. konu mor forma üzerinde yoğunlaşırken dün akşam yapılan yorumlar hayli güzeldi.


hollandalı hoca frank rijkard :"...özellikle bu mor forma rakibin kafasını karıştıracaktır. bunu bir avantaj olarak kullanacağız." diyerek espirili bir yorumda bulunmuş.


milan baros ise:"sahada 11 tane kaleci gibi olacağız. tabi bu işin şakası. geçen sezon bekleneni veremedik ama bu sezon çok daha iyi geçeceğine eminim." dedi. işin aslı çokta bu formayı giyeceklerini düşünmüyorum. sonuçta arda'nın belirttiği gibi parçalı forma galatasaray'ın vazgeçilmezi ve bunu giyeceklerdir.


son olarak servet'in forma yorumu bambaşkaydı: "formalarımız çok güzel ama bana ve gökhan zan'a formalar dar geliyor. Biraz daha genişini yaparlarsa sevinirim..."

27 Temmuz 2009 Pazartesi

topuz'un yeni saçları

Audi Cup Başlıyor

hazırlık turnuvalarının ardı arkası kesilmiyor. bence kesilmesinde; çünkü ne bileyim güzel bir havası var böyle turnuvaların. belkide oyuncuların aşırı hırsla rakibe dalmadan oynaması, seyircilerin tutumu, takımların yeni şeyler denemeleri böyle düşünmemi sağlıyor.
yeni bir turnuvada "audi cup" olarak karşımızda. audi'nin 100.yıl etkinlikleri çerçevesinde allianz arena'da oynanacak müsabakalarda manchester united, bayern münchen, boca juniors ve milan mücadele edecek. maç yayını ntv ve ntv spor kanallarında olacak. iyi seyirler




program şöyle:

29 temmuz çarşamba

19.30 man.utd-boca juniors (ntv spor)
21.45 milan-bayern münih (ntv spor)




30 temmuz perşembe

19.30 üçüncülük maçı(ntv spor)

21.45 final maçı (ntv ve ntv spor)

hazırlık derbisi

"world football challenge" turnuvası kapsamında inter ve milan sezon öncesi amerika'da karşı karşıya geldiler. maç türkiye saatiyle gece 12 civarında başladı. murat kosova'yı uzun zamandır futbol maçı anlatırken dinlememiştim, özlemişim. "işte premier lig bu!..." diyen sesini kim unutabilir. ama kosova evde benden başka herkesin uyuduğunu bilirmişcesine bir ses tonuyla sundu maçı, hiç spiker coşacak sesi kısayım tedirginliği olmadan maçı izledim sayesinde.

maça geçecek olursak; milan'ın sheva'dan sonra hücum hattına hala bir çare bulamadığını görüyoruz. sheva'nın, tabi chelsea'ye gitmeden önceki performansını kastederek söyledim bunu. yoksa geçen sezonu milanda kiralık olarak kapattı ama galatasaray'daki ikinci fatih terim dönemi gibi hüsranlarla dolu bir dönem oldu onun için. pato'dan başka maçı değiştirebilecek bir oyuncu yok şu an ve pato'da lucio, chivu gibi iki devin arasında eridi gitti. milan'ın savunma hattıda daha oturmamış durumda. sanki daha birçok takviye ister bir hali vardı milan'ın.

inter ise daha derli toplu duruyordu sahada. daha oturmuş bir kadro vardı milan'ın karşısında, en azından eto'o ve hleb'in geleceğinide hesaba katarsak takviye gerektirmeyen bir havadaydılar. bu milan'ın kötü top oynamasından mı böyle gözüktü bilemiyorum ama şampiyon olan kadro'nun çoğunlukla korunduğunu düşünürsek, bu kanı doğru geliyor.

birde sahanın zemininden bahsetmek gerekiyor. yahu chelsea'yi, milan'ı, inter'i getirmişsin ey amerikalı; o sahanın hali ne öyle. geçen sezon inönü'de gördüğümüz kumlu saha olayını dünkü maçta gördüm. top kumdan sekmiyordu, oyuncular topu sürmek için fazladan uğraş içindeydiler. maçın temposunu düşüren hadiseler bunlar. sinirli gibi oldu ama sinirlenmedim sadece belirtmek istedim. neyse arkadaşlar hadi kalın sağlıcakla




unutmadan: maçın gülümseten hatasından hiç bahsetmedim. lütfen izleyin...


yılların acısı

25 hazirandı; abd, ispanya'nın yenilmezlik serisine son verdiğinde. yani dün 1 ay dolmuştu o dünyayı şaşkına uğratan zaferin üstünden. vallahi meksika 1 aymış, ispanyaymış dinlemedi dağıttı amerikayı. 99dan beri yenemediği amerika'dan acısını çok fena çıkartttı tabiri caizse. amerika ilk yarıda cömertce harcadığı pozisyonları ikinci yarıda çokça aradı ama meksika ikinci 45'te maçı aldı götürdü. ev sahibi amerika bu maçla birlikte ispanya zaferini çabuk unutturmuş oldu. 5 golüde ikinci yarıda atan meksika'yı galibiyete torrado, dos santos, vela, castro ve franco'nun golleri taşıdı. 5 gol ile birleşik devletleri deviren meksika bu kupayıda 5. kez kazanmış oldu.

26 Temmuz 2009 Pazar

nihat kahveci

nihat kahveci beşiktaş'la yıllar sonra ilk idmanına çıktı. bakalım emre belözoğlu'nun geçen sezon başı askerlik dolayısıyla hazırlık kampını kaçırdığı için yaşadığı inişli çıkışlı performans nihat'ı da vuracak mı? sonuç ne olursa olsun beşiktaş taraftarı siyah beyaz forma altında onunla buluşacağı günü iple çekiyor.

ankaragücü avusturya kampı
ankaragucu.org.tr

kısa kısa göze çarpanlar...

dün fenerbahçe ve beşiktaş'ın maçlarını izleme imkanım oldu. sarı lacivertliler, belkide luchesku'nun kalp krizi geçirmesinden dolayı bu sefer shaktar'la yapmadılar son hazırlık maçını. haydi maçlara geçelim:
önce fenerbahçe'den başlayalım, kendi gücünden oldukça aşağıda bir takımla oynadı sarı lacivertliler. aldığı iki brezilyalıyla kadroyu tamamlamış sayılırlar artık. dün akşamki maçta bütün oyuncular iyi oynadılar. kazım kazım'ın hücum hattında oynaması, ayrı bir hava kattı oyuna. rakibinde düşük ayarda olması güzel pozisyonlar hazırlanmasında kolaylık sağladı fenerbahçe'ye. deniz'in hücuma aktif olarak katılmasıda hücumlara zenginlik kattı. 4. gol hariç diğer atılan 4 gol gerçekten hazırlanış itibariylede güzeldi. bilica, hücumda fabio luciano'yu anımsatan performansını golle süslemesini bildi. gelelim karakartal'a: barış kupası'ndaki ilk maçında güçlü fransız temsilcisi olypique lyon ile karşılaştı siyah beyazlılar. ilk yarıda lyon hücumlarını durdurmakta oldukça zorlansalarda, sonuçta gol yememeyi bildiler. ikinci yarıda ise lyon'u durdurmayı bildiler ve zaman zaman hücumda etkili işler çıkarmaya başladılar. duran toplardada etkili olabilmeleri özellikle şampiyonlar ligi için oldukça önemli. yedikleri golde tello'nun topu ayağında fazla tutmasının büyük payı var tabi, kim kallstrom'de oldukça iyi gördü köşeyi. golden sonra nobre'nin oyuna girmesiyle beşiktaş hücumda daha da etkili olmaya başladı. özellikle hava toplarındaki hakimiyeti ve mücadelesiyle takımı hareketlendiren mert, köşe vuruşunda kendisini tutan oyuncudan sıyrılarak attığı kafa golüyle beşiktaş'ı yenilmekten kurtardı. yeni transfer fink'in hırslı ve bilinçli futbolu, ismail köybaşı'nın ileriye çıkışları, verdiği paslar, oyunu yönünü değiştirmesi gibi özellikleri ve serdar özkan'ın zaman zaman yaptığı olumlu işler beşiktaş için umut verici gelişmeler. maçın son düdüğüne kadar koşabilecek kondisyona sahip olmaları da ayrı bir artı. beşiktaş'ta işler iyi gidiyor, bakalım porto maçında neler olacak.

25 Temmuz 2009 Cumartesi

kelime oyunları #1#

ramos üzülür, ibrahim üzülmez

ALT YAPI MESELESİ (NTV'NİN KATKILARIYLA)

video
kaynak: ntvmsnbc.com

sakin sayın yalçın

cristiano ronaldo transferinin oluşturduğu şok dalgasının insan tabiatına verdiği zararlar ortaya çıkmaya başladı. örneğin verilen parayla bir insanın neler yapacağını düşünen arkadaşlarınız olduğunu biliyorum, her yılbaşı ikramiyesinde olduğu gibi. bu konuyu günlerce düşünüp, her muhabbetin içine daldıran ve "ah ulan paraya bak diyerek " günlerce dolaşan arkadaşlarınız varsa bir süre ortalarda gözükmeyin, yeni sezonun başlamasıyla heyecanlanan bünyeleri bu durumu zamanla atlatmasını bilecektir.
ve ya real madrid'in bu sezon bütün kupaları toplayacağını, hatta yenilemeyeceğini, rekorlar kıracağını ciddi ciddi iddia eden ve bu konuda yüksek bahisler oynamayı kafasına koymuş insanlarla karşılaşabilrsiniz. bunların hepsini görmüş veya duymuş olabilirsiniz ama böylesini eminim daha önce ne gördünüz ne duydunuz. iki gün önce okuduğum bu haberin şaşkınlığını yeni atabildim üstümden. beşiktaş yöneticilerinden sayın şeref yalçın, başkanı demirören'in kardeşi misali; yıldırımvari bir açıklamayla bizleri şaşkınlığa uğrattı: "başkanımız, real madrid'in ronaldo transferini bile gölgede bırakacak bir ismi kadromuza katacak"
evet defalarca okuyabilirsiniz, bir yanlışlık yok. daha önce "istersek roberto carlos'u 2 saatte getiririz" diyerek maddi kaygılar bir yana, madrid istanbul arasını fizik kurallarını yıkarak 2 saate indiren beşiktaşlı büyüklerimizden ne olursa olsun bu denli bir açıklama beklemiyordum ne yalan söyleyeyim.
dünyamız ve beşiktaş'ın içinde bulunacağı şartları göz önüne aldığımızda; böyle transfer edilince dünyayı durduracak bir insan evladının olmadığını görüyoruz. anlaşılan beşiktaş uzayda futbolcu avına başladı, sakın ola e.t. büyüyüp futbolcu olmuş olmasın.

harika olmuş=)

başarılı bir kes-yapıştır olayıyla barça formasını giymeden attığı gole sevinen ibrahimovic. benim açımdan sezonun en başarılı transferidir kendisi. pes 2009'da inter'le iyi işler çıkarmıştık kendisiyle. ibracadabra!

paf'ın bilinmeyen kralları

profesyonelliğe aday futbolcular(paf) ligi, genç futbolcuların 'a takıma' yükselmeden önceki son durakları. yani futbolcuların artık en üst düzey performanslarını sergilemesi gerektiği bir yer. futbolcularda zaten bunun bilincinde. belkide bu yüzden süper lig'den veya profesyonel alt liglerden daha çekişmeli, daha tempolu maçlar oynanıyor. futbollarıyla dikkat çekmek için varlarını yoklarını ortaya koyuyorlar. eğer paf maçı izlemeyen birisiyseniz mutlaka izleyin, özellikle de derbi maçlarını izleyin. kontrollü futbol oynayarak bizi sıkıntıya boğan abilerine inat hayli istekli, bol pozisyonlu ve oldukça heyecanlı maçlar çıkarıyorlar. anlayacağınız üzere paf ligi maçlarınıda oldukça sık seyrediyorum. önümüzdeki sezon gittiğim ve tvden izlediğim maçlar hakkında da yazılar yazacağım. asıl anlatmak istediğim konuya gelince.
paf liginin gol krallarına bir göz attım ve bir çok oyuncuyu tanımadığımı farkettim. bunun nedenlerinden biride bir kısmının süper lig tecrübesi yaşamamış olması. özellikle de gol krallarını araştırmak istedim; sonuçta bir takımın maçı kazanması için gol atması gerekiyor ve bu arkadaşlarımızda yaş grupları içinde bunu en iyi yapabilen oyuncular. tabiri caiz ise futbol adına "nimet" bu oyuncular. hal böyleyken neden bazı şeyleri göz göre göre başarmış bu oyuncuların 3. liglerde oynadıklarını futbol kamuoyunun sorgulaması gerektiğini düşünüyorum. türk futbolcusunun yetenekli olduğunu savunmamızla, yeteneklilerin yeteneklilerine gereken değeri vermememiz tezat oluşturuyor.

97/98 de 21 golle kocaeli paf'ı sırtlayan ragıp başdağ, 00/01 sezonunda 29 golle fenerbahçe'nin paf kralı olan semih şentürk ve 01/02 sezonunda 26 golle samsunspor'a gol kralı kazandıran caner altın dışında adını yeteri kadar duyduğumuz başka bir oyuncu yok. tabi araştırmam 04/05 sezonuna kadar. çünkü bu sezondan sonrakiler yeni yeni a takımla çalışmlara başlıyorlar. arada menajerlik oynayan arkadaşlarımızın hatırlayacağı volkan glatt var. kendisi süper ligde oynayamamış paf krallarından biri. keza muzaffer akdoğan ankaragücü paf takımında olmasına rağmen süper ligde maça çıkamamış bir isim. trabzonspor'un 98/99 kralı okan çebi, bu sezon 3. ligde bandırmaspor formasını terletecek.3. ligi veya bandırmaspor'u küçümsemek için belirtmiyorum bunları. sonuçta paf ligi süper ligde oynayan kluplerin katılımıyla oluşuyor yani süper ligden önceki son durak; ama bu futbolcu nerede; süper ligden 4 lig aşağıda!
aklıma geçen sezon yaşadığımız bir hadise geldi. özgür çek; fenerbahçe alt yapısından yetişen ve geçtiğimiz sezon içinde 5 yıllık mukaveleyle profesyonelliğe adım atmış bir futbolcu kardeşimiz. fenerbahçe'de heyecan uyandıran bu hadise, özer hurmacı transferinde takas oyuncu olarak kullanılmasıyla son buldu. alt yapısından yetiştiği fenerbahçe'de bir maç dahi oynamadan takaslanacak oyuncu durumuna düştü genç yetenek. inşallah kendisininde belirttiği gibi fenerbahçe'ye dönerek, hedeflerini gerçekleştirir.


uzun bir yazı oldu fakat bu konu, üzerine uzunca düşünülmesi gerekn bir hal aldı. takımların altyapılarını birer mecburiyet akademisi yapması beni oldukça rahatsız ediyor. diyeceklerim bir kısmı budur. kalanınında bir zaman sonra tekrar sizlerle paylaşırım. sağlıcakla kalın...

24 Temmuz 2009 Cuma

küçük arda kaptan oldu

futbolumuzun yeteneklisi dün akşam itibariyle, her futbolcuya nasip olmayacak bir dönemin kapısını açmış oldu. yıllar önce bugünlerin hayaliyle galatasaray altyapısına giren arda; bugün galatasaray'ın 10 numarası ve kaptanı. yeteneği ve kişiliğiyle genç yaşta haketti bunları. bir reklam filminde ayakları titreyen o küçük arda artık olgunlaştı ve hagi,metin oktay, hakan şükür gibi galatasaray tarihine damgasını vurmuş oyuncuların aydınlattığı yolda ilerlemeye başladı.galatasaray için hayırlı olsun. zaman zaman kaptanlığı ve 10 numaralı formasıyla ilgili yapılan gereksiz tartışmalara da taraftar dün akşam itibariyle son vererek arda'ya destek verdiler.

"metin'in izinde, arda'nın peşinde"



linchon'e tepki ve arda'ya olan sevgi:
"güle güle 10'ursuz linch10, hoşgeldin10'urlu kaptan arda turan"

23 Temmuz 2009 Perşembe

vaayyy!!

fenerbahçe futbol takımı dün formalarını tanıttı. o "arma" diye isimlendirilen forma ne güzel öyle. efsane çubuklu, ve 3 sezondur giyilen sarı-beyaz kuruluş formaları güzel zaten. ama 3. forma konusunda geçen sezon sınıfı geçemeyen sarı kanarya, bu sefer harika bir formayla çıktı karşımıza. antrasit rengi olarak belirtilen renk ve forma üstünde bulunan koyu fenerbahçe armasıyla gerçekten müthiş olmuş. forma yazılarında kullanılan neon renkte güzel. bu arada kaleci formalarıda bu sene satışta olacak. formalar haliyle her sitede mevcut, ama antrasit ne demek? işte cevabı: antrasit rengi: bir kömür türü olan antrasitin rengi. çok pahalı ve kimyasal reaksiyonlarda kullanımı sık olan bir kömür. kastamonu yöresinde çıkartılıyor.

Bu Nasıl Bir Şeydir Böyle!!!

1976 ylının tsyd kupası, fenerbahçe spor klubü müzesinde insan misali bir büyüklükle yüreğinizi ağzınıza getirebilir; dikkat! hani altına "kupa töreni esnasında takım kaptanımız ve 5 futbolcumuz kupa altında kalarak ağır yaralanmışlardır" yazsalar inanmayacak kimse yoktur heralde. bu nedir abi böyle? bunu takım kaptanına nasıl verdiler oda meçhul. 3 kişi tutsa anca verirler. yahu o kadar maç oyna kazan, kupayı taşıyama; olacak iş mi? ne düşündüler bu kupayı yaptırırken, "bizim kupa en büyük olmalı" desen bile bu mega kupa olmuş abiciğim. 10 tane dünya kupası sığar bunun içine. tutacakları 'tsyd' şeklinde yapılmış, orasına değinemiyorum bile kupaya bakmaktan. içine dansöz koyarsın hocam. neyse arkadaşlar fotoğrafa baktıkça bakasım geliyor, kendime engel olamıyorum. bu nasıl bir şeydir böyle!

20 Temmuz 2009 Pazartesi

renault 12


futbol'un patronu michel platini, tutuncu toros ile... sağ altta imza var oda dikkatten kaçmasın. platini turuncu torosa mı binmiş zamanında, alakası yok. zaten o mantıkla bakılırsa rüştü, "sörf" çikolatalarından yer dururdu. bu reklam fotoğrafı türkiye'de yayınlanmadı ama etraf bir şekilde toros doldu. yayınlansada, platini'yi tanıyıpta ona sebep alınır mıydı, orası muamma. bence "toros" isminden kazanıyor bu otomobil, türk arabası gibi. toros ve hakimiyet alanı konulu bir yazımı oluyor ne! kısa kesip şunu belirtmek gerekir ki; futbolcuları reklamlarda kullanmanın modası geçmiş değil ve futbol sevilmeye devam edildikçede bu tip reklamlar devam edecektir. buda son futbolcu reklamı. beşiktaş'ın şimşeği yusuf metro yiyor; kale direkleri kendinden geçiyor:

_-_-_-_-_-_-_

istanbul'a geldik fink atıyoruz arkadaşlar. bugün saraçoğlu müzesindeydik. fink attık diyip sadece müzeyi söylemek olmadı ama sadece bu kısmı futbolla ilgili. neyse müzeden ilginç bir resmi sizinle paylaşacağım ama bir iki gün lazım.
pek bilgisayara başında olamıyoruz ama dün buna rağmen iyi işler çıkardık sanırım. neyse selamlar olsun hepinize, sağlıcakla kalın. başlık desenli olsun, hoşunuza gitsin istedim ama başaramadım yahu!


düşler tiyatrosu olarak anılan old trafford (man utd- chelsea maçı)

19 Temmuz 2009 Pazar

el Camp Nou

standart liege

trabzonspor, ikinci hazrılık maçını belçika şampiyonu standart ile yaptı ve maçı 1-0 kazandı. trabzonspor'un göz bebeği yattara'nın sakatlanması dışında güzel şeyler yaşandı hep. hele bir fotoğraf var ki; trabzonspor başkanı sadri şener'in elindeki bebekle verdiği poz. poz dediğime bakmayın, durumun farkında değil kendisi. trabzonspor başkanlığına gelen en sevecen ve en atılımcı başkandır benim için. rahat ve dosthane kişiliğiyle camiaya yeni bir hava kattı sadri başkan.doğuştan trabzonlu bebiş ünal karaman'a doğru giderken ortaya çıkan samimi bir fotoğraf:

19.07

bugün "19.07 dünya fenerbahçeliler günü", kutlu olsun sarı lacivert gönüllere! 19 temmuzun, 1907'yi çağrıştırdığını gören ve kutlayalım bugünü diyen abilere ablalara selam olsun. diğer takım taraftarları haklı olarak yapmak isteselerde yapamazlar gibime geliyor. nedeni açık; yiyecekleri bariz "özentilik" damgası. işte bu yüzden kutluyorum sarı lacivertlileri. adamlar akıllara gelmeyeni veya gelipte bu derece bir özel gün misali kutlamayı başaramayanları kıskandırırcasına kutluyorlar bugünü. kadıköy'de, istanbul'un ve yurdun dört bir yanında bu akşam eğlenceler var. birlik ve beraberlik adınada taraftar için bulunmaz nimet. sonuçta bugün fenerbahçe bayramı gibi bir şey. maçların sonuçlarına, hocalara, oyunculara odaklı veya alakalı kutlamaların dışında bir şey bu. bu gün fenerbahçeli arkadaşlarımız sadece yüreklerindeki fenerbahçe sevgisi adına "bayram havası" yaşayacaklar; eğlenceler düzenleyecekler. her şeyin iyi geçmesi temennimiz tabi. bu arada çağıran sarı kanaryalar olursa, neden gitmeyeyim?

maxwell tanıtıldı!

ntvmsnbc.com

!!!


vee iştee fenerbahçe'nin yeni transferi! nasılda kırk yıllık fenerli misali atlamış deivid'in üstüne. coşkusunu çevresiyle paylaşan, onlardan esirgemeyen yeni eleman küçüklüğünden beri fenerbahçe'yi tutttuğüunu söyledi. işin geyiği bir yana ne oldu sana semih? bambaşka adam olmuşsun kuzum. tamam kabul, 24-25 yaşında bile "genç semih" lafından yakasını kurtaramadı ama sonunda bitti be semih'im. ergenlerin "büyüdük artık kardeşim" yaklaşımının bir eseri olan 'sakal dolsun dört bir yanım' hareketinin neferi gibi olmuşsun hacı, yapma. bak ciddiyim kes şunları, en fazla hafif kirli yapıyordun ya öyle kalsın. bu ne hacı böyle; traş olma konusundaki tembelliğinin eseri olduğunu düşündüğüm sakallları bir daha bu seviyelerde görmeyi istemiyoruz. hadi bakalım seviyoruz seni, iyi çalışmalar.

evlerden uzak

telepatiyle basın mensuplarını boğmaya çalışırken....

18 Temmuz 2009 Cumartesi

BEŞİKTAŞ'A BEYAZ GİDİYOR....

geçtiğimiz sezon beyaz formasıyla başarılı maçlar çıkaran beşiktaş'ın, yeni sezon formalarından bir tek beyaz olanı beğendim doğrusu. formanın sade beyaz olmamasıda basitliğini ortadan kaldırmış. kırmızı rengin beşiktaş formalarında tekrar yer aldığını görüyoruz bu sezon. kusura bakmayın ama beşiktaş'ın çubuklu forması olmamış hacılar. bir yabancı durmuş içinde kara kartal. baklava dilim diyarına dönen diğer forma yine kabul edilebilir. insanın gözü alışıyor ama oda bana sorarsanız geçer not almış değil benden. birde şu varki galatasaray'ın parçalı forması, fenerbahçe'nin çubuklusu gibi takımla özdeşleşen forma kesimleri var fakat beşiktaş'ın bu konuda bir istikrarı yok. beyaz formalar üzerine bir istikrar sağlanabilir. ama beyazdada kabulümüz bu sezonki gibi beyaza anlam katacak çizgileri barındırması. hayırlı olsun kara kartallar, güle güle giyinin.



Kimdir Bunlar?

az önce çekilen kuralarda galatasaray ve fenerbahçe'nin rakipleri belli oldu. galatasaray, tobol takımını geçmesi durumunda sliema-netanya eşleşmesinin galibiyle; fenerbahçe ise honved takımıyla oynayacak. şahsen tanıdığım takım yok rakipler içerisinde. babam, tobol maçını alt küme takımlarıyla olan hazırlık maçlarından sandıki sonuna kadar hak veriyorum. neyse tobol'u az buçuk tanıdık. peki ya diğer takımlar? hemen baktım diğer bahsi geçen takımlara ve ufaktan bilgileri sunuyorum sizlere.


sliema wanderers: 1909da kurulmuş bir malta takımı sliema. malta süper liginde mücadele eden sliema maçlarını 17.800 kişi kapasiteli "ta' quali" stadında oynuyor. karşımızda ülkesinin canavar takımlarından biri var. malta süper liginde 26 şampiyonlukla başı çekiyor sliema. "the blues" veya "the wanderers" takımın lakapları. renkleri mavi beyaz olan "maviler" avrupa kupalarında oldukça başarısız bir performans sergiliyorlar.


****************************************************************************************


maccabi netanya: "maccabi"yi okuduğunuzda karşınızda bir israil takımı olduğunu anlamışsınızdır. 1934 yılında kurulan israil ekibinin, en sonuncusu 82-83 sezonunda olmak üzere 5 şampiyonluğu bulunuyor. renkleri sarı siyah olan netanya şehri takımının kadrosunda yabancı oyuncu bulunmuyor.

***************************************************************************************

honved: mtk'dan bir sezon sonra yine bir macar takımıyla eşleşen fenerbahçe'nin rakibi honved, 1909 yılında kurulmuş bir budapeşte takımı.10.000 seyirci kapasiteli bozsik stadyumunda maçlarını oynayan honved, geçen sezon ligi 14. sırada bitirmesine rağmen macaristan kupasını kazanarak avrupa ligi vizesini almış. ligi 13 kez birinci olarak bitirselerde en son şampiyonluğunu 1993 yılında kazanmış. renkleri kırmızı siyah olan honved, kadrosunda 9 yabancı oyuncu barındırıyor.